erkeklik semptomları

Araştırmalar, kadın ve erkeklerin, bedenlerinin ve psikolojilerinin sinyallerini çok farklı algıladıklarını ve anlamlandırdıklarını gösteriyor. Erkekler, kadınlara kıyasla psikolojik sinyallere çok az tepki gösteriyorlar, yani pek de ciddiye almıyorlar. Daha da ilginç olanı, ruhsal sinyalleri; huzursuzluk, sıkıntı, kaygı (gelecek kaygısı), endişe (belirsizlik), kızgınlık, çökkünlük gibi kendisine ne olduğunu, bugüne kadarki bildiği ve anladığı kelimelerle anlatamıyor oluşları, yani kelimenin tam anlamıyla, kendilerinin ruh hallerini anlatacak kelimeleri bulamayışları, erkeklerin bir çoğunu öfkelendiriyor. „Kafayı oynattıklarını“ düşünüyorlar. Psikolojik sinyalleri, erkekler algılasalar bile daha çok, kadınsılığı çağrıştırıyor gibi  geliyor onlara ve bu erkeklerin kırmızı çizgisi. Tabiki anlaşılır bir durum ama bu yanlış bilgi veya yanlış duyumlar gerçeğin kendisi deüil. Bunu bir önceki yazımda da ifade etmiştim. 

 

Dışarıya yönelen erkek depresif olabilir mi?

 

Erkekler, depresif olduklarında bunu en son kendileri farkediyorlar. Ki depresyon, bir duygu bozukluğu hastalığıdır. Özellikle negatif duyguların sarmalında bulunan kadın ya da erkeğin yaşadıkları üç aşamali ve bir ruhsal-duygusal çökkünlüktür. Böyle durumlarda, erkek bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyor ama ne olduğunu anlayamiyor, bilemiyor. 

Eğer bu yolunda gitmeyen şeyler, bir de ruhsal baskı yaparsa, bu durum erkekler tarafından özellikle bastırılıyor, hatta basite alınıyor, küçümseniyor ya da başka anlamlar yükleniyor. Işte böylesi bir durumda erkek, çoğunlukla dışarıya yöneliyor.

 

Erkekler, depresif dönemlerde  kendilerini çoğunlukla „erkeksi“ olmadığını sandıkları duygulardan korumaya çalışıyorlar. Fakat bastırdıkları duygularıyla (sexuel tercihin değişimi olarak algılanmasın) ne yapacaklar? Bu durum tam bir muamma. Bastırdıkları olumsuz duygular ile başetmeyi beceremiyorlar çoğunlukla. Bildikleri tek yöntem, dışarıya yönlendirme, dışarıya aktarma yöntemi. Kişisel duygularını, duygusal ihtiyaçlarını, duyumlarını, içsel çelişkilerini dışarıya yönlendiriyorlar. Bu da; yoğun iş hayatı, spor, alkol, sex, dijital oyunlar, kumar, suskunluk, rasyonel nedenlere dayali öfke (etnik ve siyasi çatışmalara yönelme, ideoloji), antisosyal davranışlar, otonom kalmak, şiddet ve suç islemek şeklinde olabiliyor. 

 

 

Her şey kontrol altında.

 

Erkeklerin özellikle duymak istedikleri sihirli cümle bu. 

 

Erkekler için baskı altına alınan duygu durumunun geçici olumlu yönleri de olabiliyor. Örneğin, o güne kadar olduğu gibi yine eski tarz yaşama devam edebiliyorlar, biraz alaycı yaklaşım gösterebiliyorlar, biraz fazla alkol içebiliyorlar, kendilerini biraz ilişkilerden geriye çekebiliyorlar, eğer psikolojiden de biraz haberleri varsa, fitnese gidiyorlar, ama hiç kimsenin kendilerine gerçekte ne olduğunu, ruhsal dünyalarının nasıl olduğunu bilmelerini asla istemiyorlar. Bu onların kendi kendilerini koruma yöntemi veya taktiği. Fakat en nihayetinde, uzun süre bastırılan depresyon, bir zaman sonra gün ışığına çıkıyor tabi. Işte en son çıkıştan önce, ya gerçekten profesyonel destek alıyorlar, ya intihar düşünceleri oluşuyor ya da eslerinin üzerinde bir yük olarak hayata devam ediyorlar.

Rohat Miran