Kavram Isveçli analitik psikolojinin kurucusu, C. Gustav Jung´a ait. Bu karakter, kendi içinde Dışadönük/içedönük olarak iki alt başlığa sahip. Her ikisi de insanlararası ilişkilere, yani sosyal çevre ile ilişkilere göre şekilleniyor; içine doğdugumuz aile yapısı, arkadaşlıklar vs. Yine ailemizden aldığımız genler de karakterimizin oluşmasında büyük bir role sahip.
Ekstravertiert ve Introvertiert birbirinin zıddı iki karakteri oluşturur. Biri dışadönük iken, diğeri içedönüktür. Bunları aşağıda daha detaylı açıklayacağım.
Burada bahsedeceğim karakterler, daha önce de söylediğim ifade ettiğim gibi birer kişilik bozukluğu değilller,sadece kişinin kendisinde varolan yapısal özellikleridir. Karakter bozukluğu denebilmesi için bu özelliklerin sözkonusu kişinin hayatında sorun olmaya başlamış olması gerekir. Mesela kişi sırf ilgi odağı olmak adına, alakalı/alakasız her toplantıya katılıyorsa ve bu durum hem sağlığını ve hem de sosyal hayatını bozuyor ve huzursuz ediyorsa, o zaman karakter bozukluğundan bahsetmek mümkün. Ya da sırf ilgi odağı olmak için, yalan söylüyorsa, bu durumda da bir karakter bozuklugundan bahsetmek mümkün. Örnekler çoğaltılabilir.
Dışadönük karakterin kişilik bozukluğukonusunda en yakın olduğu tip, narsist ve histerik kişilik bozukluklarıdır. Fakat burada bu konuya değinmeyeceğim.
Bundan sonra kişilik karakteri ile ele alacağım yazılarımda, her karakteri iki yönlü ele alacağım. Tıpkı bu yazımda olduğu gibi dışadönük- içedönük şeklinde olacak.
Bunları yazmaktaki amacım, insanlararası iletişimin ve ilişkinin sağlıklı olmasına katkıda bulunmaktır. Ayrıca, psikolojik hastalıkile karakter arasındaki ayrımın belirgin ve net olmasını çok ciddiye alıyorum.
Extravertiert/Dışadönük karakterin görünür şeması
“İlginin odağı olmak isterim”
“Ben partinin/eğlencenin can damarıyım”
„Kendimi en çok kalabalıklar arasında rahat hissederim“
„Konuşmaları ben başlatırım“
„Son sözü ben söylerim“
„Partilerde/eğlencelerde bir sürü farklı insanla konuşurum“
Yukarıda görüldüğü gibi, dışarıya, yani çevrenin ilgisine odaklı, onların beğenilerine göre tavır takınan, başkalarının beklentilerine göre konuşan, karşısındakinin duymak istediklerini çok çabuk kavrayan ve ifade eden ve dolayısıyla, dış çevreye bağımlı, dış çevrenin etkisine açık karakterdir.
Yalnız kalmayı asla sevmezler; topluluk, ilişki ve kalabalık ortamları severler. Ayaküstü sohbetler (small talks) onların nefes borularıdır. Kısa süreli bir sohbette, bütün enerjilerini, karşısındakinin dikkatini kendisine yöneltecek şekilde konuşurlar ve olağanüstü olumlu bir izlenim bırakırlar. Karşısındaki kendisine hayran oldukça, daha fazla kendilerinden bahseder, karşısındakinde mükemmel bir izlenim bırakarak, yapacakları daha önemli işleri varmış gibi, verdikleri veya aldıkları enerji ile kendilerinden memnun bir şekilde bir başka yöne kanalize olurlar. Anlattıklarının içinde gerçeklik payı olmakla birlikte, olmasını istedikleri özelliklerini yansıtırlar. Başkalarından duydukları cümleleri, gerçek içeriklerini bilmeden, kendilerine aitmiş gibi anlatarak, karşılarındaki insanı fethederler. Bu tiplere çabuk aşık olunur. Fakat ne yazıkki, uzun süre tahammülü zor insanlardır. İlişki derinleştikçe, yakınlaştıkça,asla ulaşılamazbir karakterin varlığı şaşırtıcı bir şekilde netleşir.
Dışadönük karakterlerin ilk bakışta farkedilebilecek tipik özellikleri şunlar; özgüvenli, aktif, konuşkan, enerjik, neşeli ve optimist. Heyecanı severler, herhangi bir eğlence, hareket durumlarında anında „evet!“, ya da „hadi gidelim!“ derler. Grup içinde kendilerini öne çıkarmayı severler, grup içinde merkezde olmaya, farkedilir olmaya, beğenilmeye, takdir edilmeye özel önem verirler. Verdikleri ya da verecekleri kararlar üzerinde ki kendileri sonradan üzülecek olsalar bile pek fazla düşünmezler. Verdikleri kararların üzerinde çok düşünmedikleri için günün sonunda, kırılmış duygularıyla, üzülerek, kahrederek eve dönerler. Bu nedenle, ilişkilerde dominant olmayı özellikle isterler ki yeniden kırılmasınlar. Bu onlar için bir savunma stratejisidir.
İllinois Üniversitesinin 2011 yılında yaptığı bir araştırmaya göre bu karaktere sahip insanlar daha uzun yaşıyorlar. İş hayatlarında ise daha çok; ticaret, politika, öğretim, sanat, tiyatro, sinema ve sosyalbilimleri tercih ediyorlar.
Duygularını bir başkasına açmayı sevmezler. İş hayatlarında pek de sevilen tipler olmayabilirler, çünkü provokatif ve eleştirel olurlar. Başkalarının açıklarını yakalayıp, firsattan istifade ederek, kendilerinin ne kadar da iyi ve başarılı olduklarını anlatırlar. Bu da grup içinde zamanla sevilmemelerine ve dışlanmalarına sebep olabilir.
Risk almak, hayatlarının olmazsa olmazıdır. Risk almak, kendilerini inanılmaz heyecanlandırır. Bu heyecan aslında insanı harekete geçirici dopamin oranının vücutta fazla bulunuyor olmasından kaynaklanabilir.
Psikoanaliz, dışadönük karakterin gözle görünür olmayan ruh şemasını kabaca şöyle sıralıyor:
„ben yalnızım“
„o kadar çok insan varki içimde, kendimin hangisi olduğumu bilmiyorum“
„hatalarımla yüzleşmeyi sevmiyorum ve bilmiyorum“
„içim bomboş, sevilecek biri değilim”
“sevilmeye ihtiyacım var”
Şimdi bu karakterin tam karşısında bulunan içedönükkaraktere geçelim.
Introvertiert/İçedönük karekterler
Bu başlıklar altında internet ortamında araştırma yapılacak olursa, kısa açıklamalardan sonra, karakter testi yapılmasının önerildiği görülecektir. Eğer bu testleri yapacak olursanız, benim tavsiyem, davranışlarınızın üzerinde düşünün ve not edin. Mesela, ne kadar sıklıkla eğlence hayatına katıldığınızı, kalabalık içinde mutlaka söyleyecek sözünüzün olup olmadığını, heyecanı sevip sevmediginizi, öncülüğü sevip sevmediğinizi veya öncülerin yanında durup kararlarını etkilemeyi tercih edip etmediğinizi, yalnız veya grupça çalışmayı sevip sevmediğinizi, susmanın mı yoksa konuşmanın mi size iyi gelip gelmediğini, yalnız başınıza kaldığınızda neler yaptığınızı vs. not edecek olursanız, kendinizin dışa dönük mi yoksa içedönük mü olduğunuzu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Bu sizi rahatlatacaktır. Ruhsal fotoğrafınızı görmüş olursunuz. Günümüzde fiziksel fotoğrafını herkes defalarca ve defalarca görüyor ve beğeniyor ama ruhsal fotoğrafın nasıl olduğuna dair aynı derecede ilgi henüz daha yok.
Intovertiert/İçedönük karakterin görünür şeması
„Iyi dinleyiciyim“
„Riskleri sevmem“
„Bir tek konu üzerinde konsantre olmayı severim“
„Konuşmaktansa, yazmayı, kreatif üretmeyi severim“
„Kalabalıkları sevmem“
„Yeni insanlarla tanışmak, pek ilgimi çekmez“
„Çalışkanım ve boş meşguliyeti sevmem“
Bu karakterin enerjileri ve dikkatleri kendilerine dönüktür. Suskundurlar, sakin olurlar, pasif ve tutuk olurlar. Yalnız kalmayı tercih ederler, otonom ya da bağımsız çalışırlar, sosyal çevrelerini ya da arkadaşlıklarını kısıtlı tutarlar, seçicidirler. Yalnız kalmak, yalnız olmak, dışarıdan bakanlar için mutsuzluk belirtisi olarak algılanabilir, tam tersine bu durum onlar için huzur ve rahatlık anlamına gelir. Konuşmaktan daha çok dinlemeyi tercih ederler. Iyi bildikleri konularda konuşkandırlar, bilmedikleri konularda, fikir ileri sürmeyi tercih etmezler. Enerjilerini kendilerine dönük, kendi rahatlıkları için kullanırlar. Konuşmaktan daha çok dinlemeyi severler.
Çekingen veya utangaç kavramı bu karakterin anlaşılması için uygun ve yeterli değildir. Bu kavramlar daha çok ruhsal bır sıkıntının, bloke edilmiş isteklerin, gelişmesine önayak olunmamış kişiliğin eksikligine işaret ederler.
Bu durumu çok abartmış olanlar ise, insanlardan korkarlar, sıkılırlar ya da tamamen insansız yaşamayı tercih ederler. Bu durum çok daha derinleşirse, kişi sosyal hayattan tamamen çekilirse,antisosyal kişilik bozukluğu ortaya çıkabilir. Şizoid de olabililer. (Şizofren değil). Şizoid; „hiç kimseyi istemiyorum, tek başıma hallederim“, der ve kendisini dış çevreye tamamen kapatır.
İçedönük bir karakter, asla dışadönük bir karaktere dönüşemez.
Yukarıda ifade ettiğim gibi, bahsettiğim karakterlerin, kalıtımsal, yani anne
/babadan gelen yönü de vardır. Bu özelliklerinden dolayı, depresyonda oldukları da düşünülebilir ama unutmayın, bu karakter depresyondaki insanlar gibi ağır çökkünlük içinde olmaz, suçluluk duymaz, hayattan kopmuş değildir. Tam tersine üretmeye devam eder.
İçedönük karakterin olumlu özellikleri; sadık ve sıkı dostturlar. Dostlarının şövalyeleri olabilecek kadar, samimi olurlar. Gerçeğe aşık bir ruhları vardır. Bilgi ve tecrübeye değer verirler. Dinlemeyi severler ve çözüm odaklı düşünürler.
Introvertiert/içedönük psikoanaliktik şemaları
„Yabancı ortamlarda kendimi güvensiz hissediyorum“
„Yaptığım her şey anlamlı olmalı“
„Yazdığım gibi konuşamıyorum “
„Yetersizim“
„her zaman objektif bir doğru vardır ve o objektif doğruyu bilmiyorsam, konuşmama gerek yok“
„Kırılganım, bu nedenle başkalarıyla mesafe iyidir“
Kendinizi tanıyıp, hem kendiniz ve hem de çevrenizle sağlıklı iletişim kurmanız dileğiyle…