Depresyon ve erkekler

Çok uzun yıllar boyunca, epidemiyolojik alanda (hastalıkların nedenlerini araştıran ve önlemlerini planlayan tıp alanı) depresyon, yalnızca kadınlarda rastlanan bir hastalık olarak algılandi. Erkeklerin depresif durumlarda, doktorlara başvurma oranı son derece düşük oldu. Ki hala da öyledir. Ancak 80´li yıllarda şüpheler sonucu ortaya çıktıki, uzmanlar erkeklerdeki depresyon teşhisi konusunda yanlış teşhis uyguluyorlar. Erkekler, depresyona girdiklerinde, danışmanlık ve terapiler için değil, doktorlara fizyolojik veya bedensel rahatsızlıklarından dolayı başvuruyorlar.

Batı toplumunda bu durum görece değişmişken, doğu toplumunda erkekler hala daha henüz yolun başındalar. Ruhsal bakış açısı ve algılayışın, „tanrısal“bir alana havale edilmiş olması, ruh bilimi ve psikolojinin doğu toplumunda gelişimine pek de şans tanımamış, tanımıyor. Düşünün, Türkiye´de üniversite seviyesinde bile, hala, psikoloji ceviriler üzerinden öğreniliyor ve öğretiliyor. Psikoloji, kendi yerel sorunlarına inebilmiş değil daha. Örneğin;Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Türkiye´de hala yerelleşebilmiş değil. „Psikoloji“dendiğinde ise, daha çok çocukların anlaşılması ve çocuk davranışlarının anlamlandırılması öne çıkıyor. Psikoloji adı altında, daha çok pedagojinin alanına zihin yoruluyor. Bu elbette önemli ama kendi ruhsal durumundan bihaber ebeveyn, çocuğunu ne kadar anlayabilir diye de bir soru gelip akla takılıyor. 

Neyse, konumuz, erkeklerin depresyonu  kadınlardan farklı yaşadıkları üzerine, konuyu eleştirel bir boyuta evriltmeden, tekrar döneyim.

Erkekler farklı „üzülüyorlar

Depresyonun en temel farkedelir hallerinin; karamsarlık, ilgisizlik, negatif düşünceler ve uykusuzluk olduğu ve bunun kadınlarda veya erkelerde aynı şekilde yaşandığı biliniyor. Fakat erkeklerdeki bu belirtilerin yanısıra, aynı zamanda saldırganoldukları da ortaya çıktı. Saldırgan, gergin ve tedirgin ruh hallerinin, aslında derin öfke, huzursuzluk ve mutsuzluk duygusundan kaynaklandığı anlaşıldı. Bu ruh hali içerisinde olan erkeklerin, normalin dşında reaksiyonlar gösterdikleri, küçücük detaylar için, olağandışı patlamalar yaşayabildikleri farkedildi. Hemen akabinde, tutumlarından dolayı, derin üzüntü ve pişmanlik duyuyor olmaları da uzun yıllara dayanan gözlemler sonucu ortaya çıktıki; erkeklerde depresyon farklı yaşanıyor. Kabul edilir olmayan bir başka yansıması da bu durumdaki erkekler evliyseler; eşlerine, arkadaş iseler; kız arkadaşlarına yönelik doğrudan şiddet uygulayabiliyorlar. 

Böylesi bir nöbet durumunda, kalpleri hızla çarpıyor, nefes almakta güçlük çekiyorlar, yüzleri kıpkırmızı oluyor, başları dönüyor, terliyorlar, titriyorlar ve sonunda öyle bir duygu sarmalına kapılıyorlarki, kontrollerini tamamen kaybediyorlar. 

Kadının fiziksel olarak erkekten daha güçsüz oluşu, erkeğin kadına yönelik şiddet kullanmasının da bir başka nedeni olarak görülebilir. Kadınlara şiddet uygulayan erkekler; genellikle kendi duygularının ve ruhsal sıkışmışlıklarının farkında olmayan, bedenin ve ruhun verdiği mutsuzluk ve huzursuzluk tepkilerini anlamlandıramayan, kendilerine ne olduğunu anlayamayan erkeklerdir. Doktor, mühendis, okumuş veya okumamış olmaları bir şey değiştirmiyor; erkeklerin çogunlugunun alexitimi içinde bulunuyor olmaları, kadınların vahim bir „yaratik“ile karşı karşıya kalmalarına neden oluyor. 

Bazı erkeklerin, kendi öfkeli ve saldırgan hallerinin kurbanı olduklarını da buraya eklemek istiyorum. Başkalarına (daha güçlü erkeklere veya gruplara) saldırmaktan da geri durmazlar ama çoğunlukla kendilerini koruyamazlar, bu defa kendileri şiddete maruz kalırlar. 

Yanısıra erkeklerde depresyon, bedensel rahatsızlıklar da gösterir; kalp çarpıntısı, göğüs kafesinde ruhsal daralma, sıkışıklık, nefes almakta zorluk çekmek, ya da vücudun farklı bölgelerinde kendisini hissettiren ağrılar. Bu rahatsızlıkların bedensel ve fiziksel nedenleri bulunamazsa, ya da bedensel terapiler ile iyileşmezse, o zaman kesinlikle depresyondan şüphe duyulabilir.

Erkeklerdeki Depresyonun karektiristik özellikleri

sinirlilik, tedirginlik ve keyifsizlik

Duygusuzluk veya duygu kontrolünde düşüklük 

Çabuk öfkelenmek ve bastırılamayan kızgınlık

Suçlayıcı olmak ve kindarlık yapmak

Stresi tolore edememek

Tehlikeli riskler almak

Sosyal uyumsuzluk gösteren davranışlar

Yüksek cezaları gerektiren durumlara açik olmak

Çok fazla alkol ve uyuşturucu kullanmak

Genellikle kendisinden ve kimseden memnun olmamak

Ruhsal çöküntü içinde olmak

Kendisinin engelleyemediği sürekli bir üzüntü içinde olmak

Uykusuzluk

İlgi kaybı veya önceki ilgi alanlarını kaybetmek

Alakasızlık

Sürekli başarısızlık korkusu

Sürekli suçluluk duygusu

Nedeni bedensel olmayan ağrılar

İntihar düşüncesi

 

Erkekler depresyon üzerine konuşmazlar ya da gizli depresyon yaşarlar

Erkekler, kadınlardan çok çok daha zor doktor veya danışmanlarla depresyon üzerine konuşurlar ya da konuşmazlar, demek daha doğru olur. Ruhsal çöküntülerini daha çok sosyal çevreye veya bedensel rahatsızlıklara, yorgunluk veya uykusuzluğa bağlamayı yeğlerler. Bunu yukarda ifade etmistim. Şimdi bunun nedenini de yazayım; önyargılarla sosyal çevreler tarafından „delilik“olarak damgalanmış depresyon ve psikolojik hastalıkların, zayıflık olarak veya „deliliğe evrilen kapı“olarak algılanıyor olması, erkeklerin depresyon teşhisini daha zor kabullenmelerine neden olmaktadır. Depresif rahatsızlık öngördüldüğünde ise; „eyvah ben deliyim galiba“deyip,  çoğunlukla destek alımını çabucak kesmekte ve „eski hayatlarına“ geri dönmektedirler. 

Sonuç olarak şunun bir anahtar olarak bir çok insanın elinde ve özellikle erkeklerin ellerinde bulunmasını isterim; depresyon bir hastalık değil, yanlış yaşanan hayata vücudun verdiği ruhsal ve bedensel bir tepkidir. Özellikle hayatlarının bir kismını anlatmayan, ifade etmeyen kadın ya da erkekler idealize ettikleri hayatı veya katlanmak zorunda oldukları hayatı gizli(mecbur) yaşarlar; bu yanlış yasanan ikili hayat, ağır ağır depresyonun taşlarını döşer. Nelerin yanlış gittiğini ise, alanında profesyonel olanlar algılatabilirler. Ve son cümlem. Erkekler, sandığınızdan daha güçlüsünüz ama ruhunuzun cennetini az hissediyorsunuz.

Kaynaklar:

 (1) Österreichische Ärztezeitung

 (2) Depression ist keine Krankheit – J.G.- Bütler

Rohat Miran